10 Kasım 2007 Cumartesi
Benim Kedim PATİ
Ben Patiyi çok seviyorum o benim kedim çok minik kapkara 4 hafta 2 günlük bir kedi.Ben onu çok seviyorum adıda çok hoşuma gidiyor.Her gün miyav miyav diyo çok hoşuma gidiyor beni uykumdan uyandırıyor çok gzl odada miyavlıyor...Ben uyanıyorum ve onla oynuyorum...Çok hoşuma gidiyorr....
29 Ekim 2007 Pazartesi
SÖYLENEN SÖZLER
şehitler ölmez, vatan bölünmez..
ezan dinmez,bayrak inmez,şehitler ölmez,vatan bölünmez..
apoonunn piçleri yıldıramaz bizleri..
türk türk tür türk kalacak..apoo piç tir piç kalacak...
uyuma şehidini sahip çıkk
ezan dinmez,bayrak inmez,şehitler ölmez,vatan bölünmez..
apoonunn piçleri yıldıramaz bizleri..
türk türk tür türk kalacak..apoo piç tir piç kalacak...
uyuma şehidini sahip çıkk
baikan kocaoğlunun sözleri
Hacı Bektaşi Veli Kültür Derneği'ne konuk olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, "Gücümüz var, paramız var. Yarın hesabını veremeyeceğimiz, yanlış anlaşılacak işlere de girmiyoruz. Bunu artık tüm vatandaşlarımız öğrendi" diye konuştu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin bir taraftan borçlarını kapatırken, bir taraftan da kentin her bölgesindeki çalışmalarına aralıksız devam ettiğini belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, kentin "doğru, dürüst, bilimsel ve onurlu" bir şekilde yönetildiğini söyledi. Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Konak Şubesi'nin genel kuruluna katılan Başkan Kocaoğlu, kentin genelinin yararını düşünerek projeler yaptıklarını kaydederek, İzmir'e, 20 senede yapılan yatırımların toplamından daha fazla yatırımın 2 yıl gibi kısa sürede yapıldığının altını çizdi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ayağa kalktığını ve kendi gücüyle çalışmalarını sürdürdüğünü vurgulayan Başkan Kocaoğlu, "Bu süre zarfında kimseden 1 kuruş bağış almadık, sponsorumuz olmadı. Bağış yapmak isteyenleri, yarın hesabını veremeyeceğimiz yanlış anlaşılacak durumlarla karşılaşmamak için geri çeviriyoruz. Gücümüz var, paramızı sağlıklı kullanıyoruz. Bunu tüm İzmir, tüm vatandaşlarımız öğrendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi sağlıklı, dürüst, doğru, bilimsel ve onurlu bir şekilde yönetiliyor. İzmir emin ellerdedir" dedi.
Sürdürülen projeler ve yapılan işlerle hem İzmir'in hem de İzmirli'nin yolunun açık olduğunu kaydeden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, "Her türlü işimizi yapıyoruz, eksiğimiz yok. Her belediye başkanının korktuğu, (Eksik kalırsa seçimi kaybederim) diyerek adım atmaktan çekindiği altyapı çalışmalarını yapıyoruz. Hepsinin temelini attık yürütüyoruz. Seçime kadar ister bitsin ister bitmesin; bu yapılanlar kente hizmettir. Bittiği kadarını, inşaatını gösteririz halkımıza. (Biz başlattık, şu anda şu noktada) deriz" şeklinde konuştu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin bir taraftan borçlarını kapatırken, bir taraftan da kentin her bölgesindeki çalışmalarına aralıksız devam ettiğini belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, kentin "doğru, dürüst, bilimsel ve onurlu" bir şekilde yönetildiğini söyledi. Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Konak Şubesi'nin genel kuruluna katılan Başkan Kocaoğlu, kentin genelinin yararını düşünerek projeler yaptıklarını kaydederek, İzmir'e, 20 senede yapılan yatırımların toplamından daha fazla yatırımın 2 yıl gibi kısa sürede yapıldığının altını çizdi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ayağa kalktığını ve kendi gücüyle çalışmalarını sürdürdüğünü vurgulayan Başkan Kocaoğlu, "Bu süre zarfında kimseden 1 kuruş bağış almadık, sponsorumuz olmadı. Bağış yapmak isteyenleri, yarın hesabını veremeyeceğimiz yanlış anlaşılacak durumlarla karşılaşmamak için geri çeviriyoruz. Gücümüz var, paramızı sağlıklı kullanıyoruz. Bunu tüm İzmir, tüm vatandaşlarımız öğrendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi sağlıklı, dürüst, doğru, bilimsel ve onurlu bir şekilde yönetiliyor. İzmir emin ellerdedir" dedi.
Sürdürülen projeler ve yapılan işlerle hem İzmir'in hem de İzmirli'nin yolunun açık olduğunu kaydeden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, "Her türlü işimizi yapıyoruz, eksiğimiz yok. Her belediye başkanının korktuğu, (Eksik kalırsa seçimi kaybederim) diyerek adım atmaktan çekindiği altyapı çalışmalarını yapıyoruz. Hepsinin temelini attık yürütüyoruz. Seçime kadar ister bitsin ister bitmesin; bu yapılanlar kente hizmettir. Bittiği kadarını, inşaatını gösteririz halkımıza. (Biz başlattık, şu anda şu noktada) deriz" şeklinde konuştu.
küçük kız rabia'nın mehmetçiğe harşlığı
Genelkurmay Başkanlığı bugüne kadar aldığı en düşündürücü bağışı internet sitesinde yayınladı.
İzmir Karabağlar İlköğretim Okulu 4. sınıf öğrencisi Rabia Şerife Yıldırım’ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’a hitaben yazdığı mektup" "Genelkurmay’a en anlamlı bağış" başlığı ile tanıtıldı.
Mektupta şu sözler yer alıyor: "Sayın Paşam, şahsınızda kahraman ordumuzun, geçmiş ramazan bayramını kutluyor, siz büyüklerimin ellerinden öpüyorum. Paşam, bu bayram büyüklerimizden el öpme hediyesi olarak verdikleri parayı biriktirdim, elli liram oldu. Bunları Mehmetçik Vakfı’na vermek üzere gönderiyorum. Sözümü dedemin öğrettiği şu sözle bitiriyorum. (Atamıza ait) Ne mutlu bana ki Türk yaratıldım, gönlümün gururudur bu; ne esir oldum, ne satıldım. Türklüğümün şuurudur bu. (Ne mutlu Türklüğü ile gurur
İzmir Karabağlar İlköğretim Okulu 4. sınıf öğrencisi Rabia Şerife Yıldırım’ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’a hitaben yazdığı mektup" "Genelkurmay’a en anlamlı bağış" başlığı ile tanıtıldı.
Mektupta şu sözler yer alıyor: "Sayın Paşam, şahsınızda kahraman ordumuzun, geçmiş ramazan bayramını kutluyor, siz büyüklerimin ellerinden öpüyorum. Paşam, bu bayram büyüklerimizden el öpme hediyesi olarak verdikleri parayı biriktirdim, elli liram oldu. Bunları Mehmetçik Vakfı’na vermek üzere gönderiyorum. Sözümü dedemin öğrettiği şu sözle bitiriyorum. (Atamıza ait) Ne mutlu bana ki Türk yaratıldım, gönlümün gururudur bu; ne esir oldum, ne satıldım. Türklüğümün şuurudur bu. (Ne mutlu Türklüğü ile gurur
İZMİR
İzmir, Cumhuriyet Bayramı'nı her yıl olduğu gibi yine büyük bir katılımla kutlarken, bayram kutlamalarını 84. Cumhuriyet Bayramı Spor Şölenleri ile renklendirdi.
84. Cumhuriyet Bayramı Spor Şölenleri kapsamında, tüm atletlere açık olan atletizm yarışmaları, grekoromen ve serbest stilde güreş müsabakaları, yelken yarışmaları, bayanlar basketbol şampiyonası, İzmir liseler ve ilköğretim okulları arası voleybol şampiyonası, kulüplerarası minikler futbol birinciliği, kulüplerarası hentbol şampiyonası ve yıldız erkek basketbol şampiyonası 29 Eylül-29 Ekim dönemindeki bir aylık süreçte düzenlendi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu belediyenin özellikle gençlerin, bugünün anlam ve önemini daha iyi idrak etmeleri için çeşitli etkinlikler düzenlediklerini belirterek, yüzlerce gencin katılarak mücadele ettiği spor şölenlerinin de bunlardan biri olduğunu dile getirdi. Kocaoğlu "Cumhuriyet Bayramı tüm ulusumuz için özel bir anlam taşımaktadır. Cumhuriyete ve demokrasiye bağlılığından asla ödün vermeyen İzmirliler için ise bu büyük günün anlamı çok daha derindir. Yaşamını, varlığını ve ilkelerini bu temel üzerine oturtan İzmir halkı, Cumhuriyet Bayramı'nı adına yakışır bir coşkuyla kucaklayacaktır" dedi.
84. Cumhuriyet Bayramı Spor Şölenleri kapsamında, tüm atletlere açık olan atletizm yarışmaları, grekoromen ve serbest stilde güreş müsabakaları, yelken yarışmaları, bayanlar basketbol şampiyonası, İzmir liseler ve ilköğretim okulları arası voleybol şampiyonası, kulüplerarası minikler futbol birinciliği, kulüplerarası hentbol şampiyonası ve yıldız erkek basketbol şampiyonası 29 Eylül-29 Ekim dönemindeki bir aylık süreçte düzenlendi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu belediyenin özellikle gençlerin, bugünün anlam ve önemini daha iyi idrak etmeleri için çeşitli etkinlikler düzenlediklerini belirterek, yüzlerce gencin katılarak mücadele ettiği spor şölenlerinin de bunlardan biri olduğunu dile getirdi. Kocaoğlu "Cumhuriyet Bayramı tüm ulusumuz için özel bir anlam taşımaktadır. Cumhuriyete ve demokrasiye bağlılığından asla ödün vermeyen İzmirliler için ise bu büyük günün anlamı çok daha derindir. Yaşamını, varlığını ve ilkelerini bu temel üzerine oturtan İzmir halkı, Cumhuriyet Bayramı'nı adına yakışır bir coşkuyla kucaklayacaktır" dedi.
GAZİEMİRDE YÜRÜYÜŞ
Dün Ülkeyi yasa boğan terör olaylarının ardından, tüm yurtta olduğu gibi Gaziemir Halkıda sessiz kalmadı. Dün akşam saatlerinde Evka 7 Gençlerinden oluşan 10 kişilik grup ile başlatılan teröre tepki yürüyüşü çığ gibi büyüdü. Gaziemir Meydanında ve Evka 7 de yüzlerce araç ve 2 bin kişinin katılımıyla teröre lanetler okundu. Grup içerisinde genç, yaşlı, kadın ve çocukların hep birlikte tek yürek olması gözlerden kaçmadı. Gaziemir Meydanında İstiklal Marşı'nın Okunmasıyla gösteriler sona erdi.
"ATEŞİN VAR MI?"
Bir mayıs günü karargahında derin derin düşünürken, Kemal içeri girmek için izin isteyen emir erini kabul etti. Adam bastırmaya çalıştığı heyecanından yerinde duramıyordu. “Düşman”, dedi hızlıca, “ateşkes istiyormuş!” Kemal ayağa fırladı, ayağa fırladı.
“Ölüleri gömmek için” diyerek sözlerini bitirdi asker. Kemal yeniden oturdu.
Allah biliyor ya, Anzaklar’ın hakim olduğu yer ile Türk safları arasında kalan sahipsiz alandaki çürümüş ölüler son haftalarda atmosferi iyice zehirlemişti. Yayılan koku, soluk almayı nerdeyse imkânsızlaştırıyordu. Yiyecek ve sular da kirlenmişti ve tırtılları leşte büyüyen korkunç sinekler binlerce yardalık bölgede bir örtü gibi gökyüzünü sarmıştı, ama ateşkes? Kemal, aklınla yepyeni bir fikir hücum edinceye dek, bunu reddetmeyi düşünüyordu. Ölülerin gömülmesi esnasında, diye düşündü, onların dikenli tellerine yakın yerlerde ölmüş bulunan askerlerimizin cesetlerini bulup getirebilmemiz için oralara kadar defin takımları göndermemiz gerekecek, ve siperlerinin bizi ilgilendiren hususiyetleri var. Acilen, personelini çağırdı ve bir plan hazırladılar. Ardından da, Anzaklar’ın savaş alanında yer alan çürümüş bedenlerin temizlenmesi amacıyla teklif ettikleri bir günlük ateşkes ricalarının kabul edildiğini gösteren kısa ancak yeterli bir mesaj gönderdiler.
Ertesi sabah, güneşin doğmasından kısa bir süre sonra, Avusturalya saflarından, askerleri uyarmak üzere öttürülen bir boru sesi duyuldu. Çevredeki tüm atışlar durduruldu. Siperlerde ve hendeklerde alışılmadık bir hareketsizlik hakimdi. Türk defin takımının en önünde gri gözlü çavuş, Dikenli telin ötesini, iki taraf arasında kalan sahipsiz alanı şöyle bir süzerken, buranın insan etine tahsis edilmiş olduğu izlenimi uyandı kendisinde. Sessizlik sürerken, boru tekrar çaldı ve düşman siperlerinin arkasından elinde beyaz bayrakla Avusturalyalı bir subay göründü. Türk saflarından da o anda uydurulmuş, kirli bir beyaz bayrak havaya kaldırıldı ve bir tel kesme ekibi öne çıkarak kamuflajlı keskin nişancıların bulunduğu kısmın ön tarafında dikenli engelin bir kısmını keserek yol açtı. Ardından yüz kişilik Türk defin ekibi, başlarındaki Türk çavuşla birlikte ikişerli sıra halinde, çürümüş cesetlerin bulunduğu arazi boyunca dikkatle ilerleyerek orta noktanın daha ilerisindeki bir yerde Avusturalya ekibiyle karşılaştı. Selamlar verilip, kötü bir Fransızca’yla karşılıklı formaliteler gerçekleştirilirken, ellerinde çuvallarla ikinci bir Türk ekibi, hemen Türkler’in tarafındaki dikenli tellerin önünde hayatını kaybetmiş bulunan Avusturalyalı ve Yeni Zellandalılar’la az sayıdaki Hindu askerinin cesetlerinden geriye kalanı küreme işiyle meşkul olmaya başlamışlardı bile. Defin ekipleri birbirinden ayrılıp da Avusturalyalı ekip Türk tarafına doğru ilerlerlediğinde, Türkler karşı tarafın ölülerinin bulunduğu çuvalları çoktan hazırlamışlardı ve yardımsever bir edayla çuvalları Avusturalya defin ekibine takdim ettiler. Bu sayede düşman askerlerinden hiçbiri Türk hattına 50 yarda uzaklıktan daha fazla yaklaşmayı başaramadı.
Bu arada, gri gözlü çavuşun kumandasındaki Türklerse, hızlı adımlarla ilerlediler ve Avusturalyalı’ların tellerinin önündeki cesetleri temizlemeye başladılar. Bu adamlar hassasiyetle ve yavaş çalışıyorlar, kendilerini izleyen Avusturalyalı, Yeni Zelandalı ve Hindular’a sigara ikram ediyorlardı. İçlerinden bazıları Türk subayları ve erlerin lehinde inanılmaz güzel bir Fransızca’yla konuşuyorlar ve günün kalan kısmını ekibin başındaki iki Avusturalyalı subayla geçirmek için büyük bir heves gösteriyorlardı.
“Hey Digger”, diye mırıldandı askerlerden biri diğerine, “bu adamlar bizimle dalga mı geçiyorlar?” Mide bulandırıcı kokuya karşı ağız ve burnunun üzerine mendilini kapatmıştı, Avusturalyalı’ların telinin etrafında dolaşıp duran Türkler’e manalı bir ifadeyle bakıyordu.
“Sorun nedir?” diye sordu diğeri. Bu Türkler hiçbir yere girmiyorlar. Bırak baksınlar. Biz İstanbul’a giden yolda onları temizlerken bütün deliklerini göreceğiz zaten. Bir-iki siper görmelerinden ne çıkar?”
“Bilmiyorum” dedi ilk Avusturalyalı. Gözlerini cesetlarin yattığı uçsuz bucaksız eğimli alanda gezdiriyordu. Küreğinin yanındaki Avusturalyalı üniformalı “bir cesedin etsiz kafatasına bakarken ne olduğunu anlayamıyorum” diye tekrar etti.
“Sigara, mösyö?” Geniş omuzlu, sırım gibi bir Türk çavuşu, kabartma desenlerle süslenmiş, altın bir kutuyu açarak meslektaşlarına sigara teklif etti.
“Aman Tanrım!” dedi ikinci Avusturalyalı, “Teklifini geri çeviremeyeceğim dostum. Ateşin var mı?”
Mustafa Kemal, Avusturalyalı’nın sigarasını yaktı…
Bu hikâye Ray Brock’un Hayalet Süvari adlı kitabından alıntıdır…
Çok acı ama bu gerçek. Askerlerimizin çektiklerini ama asla boyun eğmedikleri, eğmek istemediklerinin bir kanıtı ve bu kitapta kahraman Türk ordusunun nice zaferlerinden bahsediliyor. Onlara çok şey borçluyuz bunu unutmamak ve unutturmamak dileğiyle.
Bu vatan için kanını döküp Şehit olan kahramanlarımıza ithaf edilmiştir.
Yatıları yer nurla dolsun, cennet mekânları olsun…
“Ölüleri gömmek için” diyerek sözlerini bitirdi asker. Kemal yeniden oturdu.
Allah biliyor ya, Anzaklar’ın hakim olduğu yer ile Türk safları arasında kalan sahipsiz alandaki çürümüş ölüler son haftalarda atmosferi iyice zehirlemişti. Yayılan koku, soluk almayı nerdeyse imkânsızlaştırıyordu. Yiyecek ve sular da kirlenmişti ve tırtılları leşte büyüyen korkunç sinekler binlerce yardalık bölgede bir örtü gibi gökyüzünü sarmıştı, ama ateşkes? Kemal, aklınla yepyeni bir fikir hücum edinceye dek, bunu reddetmeyi düşünüyordu. Ölülerin gömülmesi esnasında, diye düşündü, onların dikenli tellerine yakın yerlerde ölmüş bulunan askerlerimizin cesetlerini bulup getirebilmemiz için oralara kadar defin takımları göndermemiz gerekecek, ve siperlerinin bizi ilgilendiren hususiyetleri var. Acilen, personelini çağırdı ve bir plan hazırladılar. Ardından da, Anzaklar’ın savaş alanında yer alan çürümüş bedenlerin temizlenmesi amacıyla teklif ettikleri bir günlük ateşkes ricalarının kabul edildiğini gösteren kısa ancak yeterli bir mesaj gönderdiler.
Ertesi sabah, güneşin doğmasından kısa bir süre sonra, Avusturalya saflarından, askerleri uyarmak üzere öttürülen bir boru sesi duyuldu. Çevredeki tüm atışlar durduruldu. Siperlerde ve hendeklerde alışılmadık bir hareketsizlik hakimdi. Türk defin takımının en önünde gri gözlü çavuş, Dikenli telin ötesini, iki taraf arasında kalan sahipsiz alanı şöyle bir süzerken, buranın insan etine tahsis edilmiş olduğu izlenimi uyandı kendisinde. Sessizlik sürerken, boru tekrar çaldı ve düşman siperlerinin arkasından elinde beyaz bayrakla Avusturalyalı bir subay göründü. Türk saflarından da o anda uydurulmuş, kirli bir beyaz bayrak havaya kaldırıldı ve bir tel kesme ekibi öne çıkarak kamuflajlı keskin nişancıların bulunduğu kısmın ön tarafında dikenli engelin bir kısmını keserek yol açtı. Ardından yüz kişilik Türk defin ekibi, başlarındaki Türk çavuşla birlikte ikişerli sıra halinde, çürümüş cesetlerin bulunduğu arazi boyunca dikkatle ilerleyerek orta noktanın daha ilerisindeki bir yerde Avusturalya ekibiyle karşılaştı. Selamlar verilip, kötü bir Fransızca’yla karşılıklı formaliteler gerçekleştirilirken, ellerinde çuvallarla ikinci bir Türk ekibi, hemen Türkler’in tarafındaki dikenli tellerin önünde hayatını kaybetmiş bulunan Avusturalyalı ve Yeni Zellandalılar’la az sayıdaki Hindu askerinin cesetlerinden geriye kalanı küreme işiyle meşkul olmaya başlamışlardı bile. Defin ekipleri birbirinden ayrılıp da Avusturalyalı ekip Türk tarafına doğru ilerlerlediğinde, Türkler karşı tarafın ölülerinin bulunduğu çuvalları çoktan hazırlamışlardı ve yardımsever bir edayla çuvalları Avusturalya defin ekibine takdim ettiler. Bu sayede düşman askerlerinden hiçbiri Türk hattına 50 yarda uzaklıktan daha fazla yaklaşmayı başaramadı.
Bu arada, gri gözlü çavuşun kumandasındaki Türklerse, hızlı adımlarla ilerlediler ve Avusturalyalı’ların tellerinin önündeki cesetleri temizlemeye başladılar. Bu adamlar hassasiyetle ve yavaş çalışıyorlar, kendilerini izleyen Avusturalyalı, Yeni Zelandalı ve Hindular’a sigara ikram ediyorlardı. İçlerinden bazıları Türk subayları ve erlerin lehinde inanılmaz güzel bir Fransızca’yla konuşuyorlar ve günün kalan kısmını ekibin başındaki iki Avusturalyalı subayla geçirmek için büyük bir heves gösteriyorlardı.
“Hey Digger”, diye mırıldandı askerlerden biri diğerine, “bu adamlar bizimle dalga mı geçiyorlar?” Mide bulandırıcı kokuya karşı ağız ve burnunun üzerine mendilini kapatmıştı, Avusturalyalı’ların telinin etrafında dolaşıp duran Türkler’e manalı bir ifadeyle bakıyordu.
“Sorun nedir?” diye sordu diğeri. Bu Türkler hiçbir yere girmiyorlar. Bırak baksınlar. Biz İstanbul’a giden yolda onları temizlerken bütün deliklerini göreceğiz zaten. Bir-iki siper görmelerinden ne çıkar?”
“Bilmiyorum” dedi ilk Avusturalyalı. Gözlerini cesetlarin yattığı uçsuz bucaksız eğimli alanda gezdiriyordu. Küreğinin yanındaki Avusturalyalı üniformalı “bir cesedin etsiz kafatasına bakarken ne olduğunu anlayamıyorum” diye tekrar etti.
“Sigara, mösyö?” Geniş omuzlu, sırım gibi bir Türk çavuşu, kabartma desenlerle süslenmiş, altın bir kutuyu açarak meslektaşlarına sigara teklif etti.
“Aman Tanrım!” dedi ikinci Avusturalyalı, “Teklifini geri çeviremeyeceğim dostum. Ateşin var mı?”
Mustafa Kemal, Avusturalyalı’nın sigarasını yaktı…
Bu hikâye Ray Brock’un Hayalet Süvari adlı kitabından alıntıdır…
Çok acı ama bu gerçek. Askerlerimizin çektiklerini ama asla boyun eğmedikleri, eğmek istemediklerinin bir kanıtı ve bu kitapta kahraman Türk ordusunun nice zaferlerinden bahsediliyor. Onlara çok şey borçluyuz bunu unutmamak ve unutturmamak dileğiyle.
Bu vatan için kanını döküp Şehit olan kahramanlarımıza ithaf edilmiştir.
Yatıları yer nurla dolsun, cennet mekânları olsun…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)